|
Malum Şarkının hikayesi
Mehmet: Lisedeyken, 98 senesinde Soner’in evine gitmiştik, oturuyorduk arkadaş toplantısı gibi. Bir şarkı yapalım dedik ve bu şarkı hem arabesk olsun, o zamanlar çünkü biraz daha sert rockçıyız hem arabesk ile biraz alay edelim filan gibisinden, hem de içine küfür koyalım. Yani öyle kendi kendimize çalalım söyleyelim diye. Soner dedi ki benim birkaç dize var dedi, o da bildiğim kadarıyla Kuşadası’ndan Mert diye bir arkadaşımız var o kıta yazmış.
Soner: Dur abi gerisini ben anlatayım. Kuşadası’nda bir sitede bütün sitenin âşık olduğu bir kıza bütün sitenin erkeklerinin yazdığı böyle bir dize gibi bir şeydi bu. Duvara yazıldı bu ilk. Bir inşaatın duvarına yazıldı, biz o inşaatta içerdik, gitar çalardık vs. Daha sonra biz bunu kendi aramızda söylerdik. Bir gün oturup beste yapalım havasına büründükten sonra geri kalan diğer iki kıta çıktı ve şiir çıktı. Şiiri de Mehmet bir an da yazdı.
Orbay: Daha sonra Anemi Beri’de çalarken, ilk defa doğal olarak küfürlü bir şarkı olduğu için bardan izin alınarak söylenen bir şarkıydı ve Anemi’nin son gecesiydi sanırım. Son gecesi diye izin alınarak söylendi be öyle kapanmıştı o mevzu ama çoğu insan çok tepki göstermişti o şarkıya. Tepki gösterdi derken bu kötü bir tepki değildi, iyi bir tepkiydi istek geldi o şarkıdan. Daha sonra biz Dungeon Bar’da çaldık ama bu şarkıya izin verilmediği için söyleyemedik.
Yankı: Bu şarkıya bar sahipleri izin vermiyor. Buna sadece Ooze Bar’ın sahibi Tekin abi buna izin verdi.
Orbay: Ve şahsen şunu söyleyelim; yani bu şarkı Türkiye’de tutar diye düşündük, Türkiye çapında hiç düşünmedik, Türkiye çapında ne olur diye düşünmedik ama bu şarkı elden ele bir şekilde ulaştı. Şuan da ne diyeyim Şanlıurfa’da askeriyede çalınan bir şarkı, Trabzon’da… |