Anemi
http://anemi.anatolianrock.com
anemi rock grup web site
 
 Ana Sayfa
 Grup Hakkında
 Grup Elemanları
 Demolarımız
 Videolarımız
 Repertuarımız
 Fotoğraf Albümü
 Forum
 Linkler
 Bize Ulaşın
 
 
Anemi: Biz bir tür şizofren grup gibiyiz
Anemi, 1996 yılının ekim ayında Buca Anadolu Lisesi'nde lise grubu olarak kurulan ve ilk yıllarında birçok lise konseri, üniversite şenlikleri ve festivallerde yer aldı. İlk demo çalışmaları olan Polifarma'yı 98 yılında stüdyo Negatif'de kaydetti. Hemen ardından ikinci demo kaydı Mülteci'yi yayınladı.

Anemi grubu geçirdiği eleman değişikliklerinden sonra vokal de Orbay Sakarya, elektro gitar ve vokal de Yankı Sivrikoz, bas gitarda Soner Sufi Kırgız, davulda Mehmet Unayağyol ile yoluna devam etmektedir.

Grup ile İzmir, Bornova'da bulunan Ooze Rock Bar’da gerçekleştirdikleri konser performansı öncesinde eğlenceli bir röportaj gerçekleştirdik.

— Grubun oluşum sürecini bize anlatır mısınız?
Soner: Grup 1997 yılında İzmir Buca Anadolu Lisesi’nde lise grubu olarak kuruldu. Ondan sonra grupta bir takım eleman değişiklikleri oldu. Ama grubun esas liseden beri çıkma olan müzisyen takımı yine Yankı, Soner, Mehmet. Gruba Orbay sonradan katıldı. Kısacası bu.

Yankı: Grubun oluşum süreci içinde birçok eleman değişikliği oldu ama bir şey sabitti. Yani elemanlar gelip çıksa da en azından inanılan bir şey dâhilinde yola çıkılmıştı. Bu o zamanlardan yani liseden beri düşüncemiz olan bir şeyden ve bizim 3 sene öncesinde barlarda çıkmaya başlamamızla bu grubun asıl başlangıcı o zaman alınmış oldu. İnsanların yeterli anlamda bizi tanıması ve asıl bu grubun oluşması 3 sene önce bir blues barda çıkmaya başlamamızla beraber oldu.

— Yaptığınız müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Yankı: Biz aslında bir tür şizofren grup gibiyiz yani şöyle; iki tane karaktere sahip grup. Bardaki Anemi diye bir şey var, bar repertuarlarına sahip. Bir de kendi müziğini yapan Anemi diye bir grup var. Bardaki Anemi genellikle seyirci bazında çalışıyor. İnsanların dinlemekten zevk aldıkları şeyleri, insanlara yoğun bir performansla sergilemek gerek. Ama eğer ki kendi yaptığımız müziği anlatmak gerekirse, ileride çıkacak albümümüzde olacak, yapılacak müzik genellikle söz tabanlı, yani ağırlık sözlere verilmiş olarak, müziği ise performansa yönelik, bir nevi Türk deyimiyle gaz halde olanlar. Aralarında balatlarda olacak tabiî ki. Özellikle sözler çok yoğun ve çok duygusal olduğu için ve biraz edebiyat üzerinden gidilerek yazıldığı için daha çok sözlerin dikkat çekeceğini düşündüğümüz bir müzik yapmaya çalışıyoruz.

Soner: Ya sanırım albüm soundu biraz daha sahne soundundan daha yumuşak olacak. Sahne soundumuz gayet sert. Diğer rock gruplarına göre diyeyim. Albümde bunun biraz daha tersi olacak yani.

— Albümde bulunacak şarkıların sözleri bir kişiye mi ait olacak?
Soner: Besteler ve sözler şuan da hepsi Yankı’ya ait.





—Grupta birçok eleman değişikliği oldu. Grubun son halinden tüm grup elemanları memnun mu?
Mehmet: Şimdi şöyle bir şey var. Sorunun sonundan başlayalım, son halinden memnunuz. Son halinden memnun olmasak her halde son hali diye bir şey olmaz da ama bunun dışında da bir de şey var, grup elemanlarının değişikliği özellikle sürekli birlikte olmayı gerektiren ve paradan çok sanat için ya da kendi yaptığı müziği ön plana çıkartmak için kurulan gruplardır rock grupları. Çünkü Türkiye‘de o kadar da çok fazla para kazandıran bir sektör değildir rock müzik. Haliyle eleman bulurken de biraz daha müziğe âşık insanları ve biraz daha sorumluluk sahibi insanları seçmek gerekiyor. Yaklaşık 8-9 senedir bir fiil Anemi grubu ile birlikteyim ve buradan öğrendiğim tek şey şu; eğer bir grupta çalacaksanız ya da bir grup kuracaksanız iyi müzisyen, kötü müzisyen olması tamamen üçüncü hatta beşinci sırada. İlk önce o insanın çalışkan olması, verdiği sözleri tutması, arkadaşlarına karşı sevgi ve saygı denilen çok büyük bir ikilemin baş temsilcisi olması lazım.

Yankı: Sorunun son kısmı “memnun musunuz?” sorusuna asıl cevap şey de olabilir; şuan da grupta en azından huzur var. Yani bir kişi diğerinden geride değil. Herkesin mesela ben atıyorum üç birim ilerlediysem Soner’de üç birim ilerliyor, Orbay’da üç birim ilerliyor, Mehmet’te üç birim ilerliyor. Hatta çoğu zaman aramızdan birisi biraz daha fazla çalışıp diğerlerini teşvik ediyor.

Ben birçok müzisyen insan tanıyorum, birçok grubunda çalışma sistemini biliyorum ama bu kadar fazla çalışan, bu kadar emek veren, hayatını bu kadar da fazla bu işe adayanını görmedim açıkçası ve bu eleman değişiklikleri biraz bu açıdan oldu.

—Çıkartacağınız albüm de yine bu dört kişiyi mi göreceğiz?
Yankı: Evet. Anemi adı bu olur. Athena nasıl iki kişiden oluşan bir ama dört kişi çalıyorlar sahnede ya da beş kişi, aslan bizimde bu dört kişi olur ama klavye olarak bizim altyapı doldurmak gibi bir isteğimiz var. Sahnede bunu kullanmıyoruz çünkü yerimiz bir kere kısıtlı. Her sahne açıkçası bir Rockİstanbul’un sahnesi büyüklüğünde olmuyor. Albümde mutlaka ilk olarak alacağımız eleman klavyeci olacak. Ama bu grubun elemanı olarak değil, daha çok bize albümde ve konserlerde eşlik edecek.

—Gelecekle ilgili planlarınız nelerdir?
Orbay: Bir kere bir albüm demek sadece yeterli değil, zaten bir albüm olayına girmiş bir grubuz. Biz artık ne kadar forumlarda amatör gruplar içerisinde bulunsak ta biz kendimizi hiç bu şekilde amatör bir grup olarak saymıyoruz. Ve Anemi şuan da belki Ankara, İstanbul bir sürü albüm çıkaran insanlar vardır buralarda. İzmir bu konuda biraz sığ memlekettir. Bir 6. cadde buradan albüm çıkartan Emre arkadaşımız vardır, bir de Çare grubu vardır.

Mehmet: Tual’de İzmirli diye biliyorum ama bunlar keza diğerlerine oranlar silik gruplardır. Dürüst olmak lazım. Çok iyi müzisyenler, çok iyi müzik yapıyorlar ama bunları tek tek ele almak lazım.

Yankı: Bir de mesela şöyle bir şey var; hedefler dediğiniz zaman grubun çalışkanlığından bahsetmiştim ben. O kadar bu reel bir şey ki şöyle bir örnek vereyim, ilk albümü koyacağımız şarkıları az çok hani artık kafamızda bitirdik, ikinci albümü nasıl yapalım diye bir düşünceyi bile düşünüyoruz. Şimdi bizim başarmak istediğimiz hedeflerden biriside rock müzik sadece müzikten ibaret olmadığını göstermek. Çünkü müzik dediğiniz şey harika bir şey. Elinizde birçok öğe var. Yani müzik var zaten, eyvallah ama söz de var, klip dediğiniz zaman görüntüde var.

—Sizi dinlemek isteyenlerin ne yapması gerekiyor?
Soner: Şuan itibariyle Ooze’da çalıyoruz üç gün, Çarşamba, Cuma ve Cumartesi. Ooze’da dinleyebilirler bar performansımızı. Saat gece 2 ile 5 arası. Besteleri şuan bir demo kardı çıkartmıyoruz. Çünkü albüm niyetine girdiğimiz için demo çıkartmak çokta mantıklı gelmiyor. Bunu dışında internet sitesinde hem kendi bestemiz olan bir tane şarkımızı yayınlıyoruz hem de bir tane performans kaydı şuan yayınlıyoruz. Bunları arttırabiliriz. İnternet sitemizin adresi www.anemirules.com.





—1997 senesinden beri sahnedesiniz. En çok eğlendiğiniz sahne performansını anlatır mısınız?
Orbay: Benim her gün herhalde. Ben şöyle açıklayayım; ben daha önce başka bir gruptaydım, Anemi sahnesine o zamanlarda çıkardım. Yani başka bir grubun vokaliyken Anemi sahnesine çıktığımda o büyü apayrı bir büyüydü. Şuan 2 senedir Anemi grubunda söyleyen bir adamım, bunu size anlatamam. Her gün başka bir eğlence.

Mehmet: Valla ben, keza tabi insan hiçbir, hani bütün bu performanslarını bir evladınız olarak düşünürseniz pek insan ayırt edemiyor birini diğerinden ama hani derler ya ilk elmanın tadını ya da ilk mandalinanın tadını diğerleri vermez, o ilkinde yani ilk gün ben davula başlarken de öyle başlamıştım. Bir gün dedim acaba konser verebilecek miyim ya da bir performansa girebilecek miyim demiştim. Yani o ilk gün bagetleri tutamamıştım, iki kere düşürmüştüm ve hatta acayip heyecanlanmıştım. O ilk günün tadı farklı yani.

Yankı: Benim unutamadığım bir tane performans var. Beri Blues da çalıyorduk o dönem. Beri Blues ufak bir bar, yaz vaktiydi. İçerisi zaten çok sıcaktı ve sanırım 250 kişi filan alıyor o bar, ağzına kadar doluydu o gece. Bir an da elektrikler kesildi, herkes dışarı çıktı. 20 dakika sonra filan biz içeriden davul sesi duymaya başladık, Allah Allah kim çalıyor filan Mehmet yok ortada, Mehmet davul çalmaya girmiş içeri. Ondan sonra biz de içeriye girdik, baktık Beri’nin personeli mumları filan yakmış. İçeride loş bir ışık var ve Mehmet bateri çalıyor. Biz kol kola çıktık sahneye, başladık şarkı söylemeye. İçeride içkileri olduğu için dışarı çıkmayan 30–40 kişi filan vardı. Biz söylemeye başladık onlarda söylemeye başladılar. İnsanlar bu sefer içeriye girmeye başladılar. O 250 kişi içeri girdi, biz çıkarttık üstümüzdekileri başladık halay çektik, şarkı söyledik, tepindik. Ben bu olaydan bir sene bir buçuk sene sonra birisiyle karşılaştım ve bana hala o gece oradaymış, o geceyi unutmadığını söyledi, hayatım boyunca bu kadar eğlenmedim dedi. Ben o geceyi unutamam o yüzden.

Soner: Benim ilk gündür ya, ilk konser.

—Müzik piyasasında uzun yıllardır bulunan bir grup olarak yeni oluşum içinde olan gruplara tavsiyeleriniz nelerdir?
Orbay: Şuan da piyasada gördüğüm gruplarda İzmir’de olsun bu İstanbul’da olsun çok yer gezen adamım ben. Bütün müzisyenlerde bir şey olayı var; müzik yapmak dışında böyle ben sahneye çıktımda artık adam oldum gibi bir tavır var. Biz grupça buna inanmıyoruz bir kere. Yankı’nın dediği gibi biz daha çok insanlarla arkadaş olmaya çalışan bir grubuz.

Soner: Yeni gruplarda şey vardır, benim dikkat ettiğim. Yani bir davulcu bir basçıyı eğitir, bir basçı bir davulcuyu, bir gitaristi veya bir gitarist diğerini eğitir. Sürekli müziksel olarak ta birbirlerinden bir şey alırlar ve bunun dışında da arkadaş olurlar. Bu şekilde giderse o grup iyi olur ama sen tutup birbirinle yarışırsan veya o benden iyi ben ondan kötüyüm veya ben ondan iyiyim bunları ön plana çıkardığın anda arkadaşlığın önüne bunları aldığın anda o grup biter.

Mehmet: Hatta bakın çok güzel bir özlü söz var, bunu benim davul hocam söylemiştir yani. Yolda dört kişi kol kola girin bakalım bir caddeyi ne kadar zamanda geçeceksiniz ya da yürüyeceksiniz. Karşıdan karşıya geçmek bile zorduk dört kişi kol kola yürümek kaldı ki. Bir de müzik yaptığınızı düşünün orada tamamen her şeyi bağlıyorsunuz yani yürümek bile zorken müzik yapmak gerçekten çok zor.

Yankı: Benim tavsiyem öncelikle bir grubu kursunlar, gruptaki elemanlarla iyi anlaşmayı sağlasınlar. Ondan sonra çok radikal bir şekilde çıkmak yerine insanların bulundukları mecranın ne istediğine baksınlar. Bu kentten kente değişen bir şey. Hatta semtten semte değişen bir şey. İzmir’de örnek vereyim; Bornova’da Türkçe müzik tutan bir müziktir ama Alsancak’ta yapılmaz.





—“t.a.k.” isimli şarkınıza gelen tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mehmet: Lisedeyken, 98 senesinde Soner’in evine gitmiştik, oturuyorduk arkadaş toplantısı gibi. Bir şarkı yapalım dedik ve bu şarkı hem arabesk olsun, o zamanlar çünkü biraz daha sert rockçıyız hem arabesk ile biraz alay edelim filan gibisinden, hem de içine küfür koyalım. Yani öyle kendi kendimize çalalım söyleyelim diye. Soner dedi ki benim birkaç dize var dedi, o da bildiğim kadarıyla Kuşadası’ndan Mert diye bir arkadaşımız var o kıta yazmış.

Soner: Dur abi gerisini ben anlatayım. Kuşadası’nda bir sitede bütün sitenin âşık olduğu bir kıza bütün sitenin erkeklerinin yazdığı böyle bir dize gibi bir şeydi bu. Duvara yazıldı bu ilk. Bir inşaatın duvarına yazıldı, biz o inşaatta içerdik, gitar çalardık vs. Daha sonra biz bunu kendi aramızda söylerdik. Bir gün oturup beste yapalım havasına büründükten sonra geri kalan diğer iki kıta çıktı ve şiir çıktı. Şiiri de Mehmet bir an da yazdı.

Orbay: Daha sonra Anemi Beri’de çalarken, ilk defa doğal olarak küfürlü bir şarkı olduğu için bardan izin alınarak söylenen bir şarkıydı ve Anemi’nin son gecesiydi sanırım. Son gecesi diye izin alınarak söylendi be öyle kapanmıştı o mevzu ama çoğu insan çok tepki göstermişti o şarkıya. Tepki gösterdi derken bu kötü bir tepki değildi, iyi bir tepkiydi istek geldi o şarkıdan. Daha sonra biz Dungeon Bar’da çaldık ama bu şarkıya izin verilmediği için söyleyemedik.

Yankı: Bu şarkıya bar sahipleri izin vermiyor. Buna sadece Ooze Bar’ın sahibi Tekin abi buna izin verdi.

Orbay: Ve şahsen şunu söyleyelim; yani bu şarkı Türkiye’de tutar diye düşündük, Türkiye çapında hiç düşünmedik, Türkiye çapında ne olur diye düşünmedik ama bu şarkı elden ele bir şekilde ulaştı. Şuan da ne diyeyim Şanlıurfa’da askeriyede çalınan bir şarkı, Trabzon’da…

Soner: Sadece bizim siteye koyduğumuz download 2500 ‘ü aştı. Aynı kaynaktan başka bir download yeri 1500’ü aştı. Listelerde ikinci sırada, onun dışında yayılan forumlarda da takip ediyorum 5000’de oradan var. Yani toplam 10 bin benim sayaçlarla gördüğüm. Bunun dışında da elden ele paylaşmayla beni tahminimce 30 bin, 40 bin’e çoktan ulaştı. Ve bu iki ay içerisinde gerçekleşti ve grup olarak buna çok şaşırdık.

—Internet sitenizde bulunan “merhamet” bölümünde bizleri neler bekliyor?
Soner: Ben şey diyorum, biz bunu cevaplamayalım. Zaten merhamet ‘i bize çok soran oluyor, onu biz bir şekilde boş bıraktık. Burada da, röportajda da boş bırakalım, beklensin görülsün diyorum ben.





—Son sözlerinizi alalım...
Soner: Allah yolumuza taş koymasın abi. Son sözüm bu.

Orbay: Her zaman olduğu gibi kardeşlerim arkamda, ben de onların arkasındayım her türlü. Anemi sonuna kadar devam edecektir, yılmayacaktır. Her şey güzel olacaktır diyorum ben.

Mehmet: Çok güzel bir albüm olacak. Yani bunun müjdesini ben şimdiden kafadan veririm. Eğer biraz müzik bilgimiz varsa çok güzel bir albüm olacak. Sürpriz olacak yani, çoğu insan şaşıracak kalacak. T.a.k. şarkısından daha fazla vuracağına eminim yani.

Yankı: Ben baya iddialı bir şey söyleyeceğim ama öyle de bir adamımdır zaten. Benim hep inandığım bir şey vardı bu sahnede de kendi hayatımda da geçerli ama en çok Anemi için buna inanıyorum. Ben bu dünyaya açıkçası bana verilenle yetinmeye değil, hak ettiğimi almaya geldim ve bu grup asla ve asla hak ettiğini almadan ölmeyeceğim.